Motorola'yı kim öldürdü?

Motorola'yı kim öldürdü?

Motorola, günümüz teknoloji dünyasını şekillendirmeyi yalnızca ilk cep telefonunu icat ederek başarmadı. Hikayeye kuruluş yılları ve ismin bulunmasıyla başlayalım: 86 yıl önce, Paul ve Joseph Galvin kardeşler tarafından Galvin İmalat Şirketi adıyla kurulan Şikago'nun görüp görebileceği en başarılı firma, Büyük Buhran'da yaşadığı ciddi sıkıntılara rağmen güçlenerek yoluna devam etmeyi başarır. Galvin aile şirketinin ürettiği ilk ürün, pil eliminatörü olur. Pilsiz telsizlere yönelik pazara giriş çalışmalarının ardından, mucitliğini Bill Lear'ın üstlendiği ilk araç içi telsiz sistemi piyasaya sürülür: Motorola. Bu telsizle birlikte aynı zamanda "motor" ve dönemin ses ile alakalı aygıtlarında sıkça kullanılan "-ola" eki birleştirilerek oluşturulan Motorola ismi de çıkışını yapmış, Motorola efsanesi başlamış olur.

Motorola, Amerikan teknoloji tarihine adını altın harflerle yazdırmadı; bilhassa yarı iletken ve kablosuz teknolojilerin gelişminde başrol oynayarak Amerikan teknoloji tarihini yazdı ve diğer Amerikalı kuruluşların gelişmesini mümkün kıldı. Japon teknolojisinin dünyayı ele geçirdiği 80'lerde Six Sigma kalite kontrol sistemini buldu ve Amerikan teknolojisini uzak doğuya boyun eğmekten kurtardı. Faaliyet gösterdiği sahalarda rakipsiz olan ve bunun bir neticesi olarak kendi içerisinde bir rekabet doğuran Motorola'nın farklı departmanları arasındaki mücadele öyle bir boyuta ulaştı ki, cep telefonu bölümüne düşman ağ teknolojileri ekibinin tamamı yıllarca rakip firmaya ait telefonları kullanarak kendi şirketini boykot etti. Bu örnek, şirketin yenilikçi ekibinin sahip olduğu hırsı, sınırlarını aşmış olsa da en iyi şekilde yansıtıyor.

Yaşadığı büyük krizler, kavgalar, bugünün teknoloji titanlarıyla mücadeleler, yönetici devirme operasyonları ve en önemlisi de Dot-com krizine rağmen 21. yüzyıla dev bir teknoloji şirketi olarak girmeyi başaran Motorola'nın başına ne geldiyse suçlusunu şu son 15 yıllık tarihinde aramak gerekiyor. İlk telefondan Nokia devrine kadarki tarihine de değişeneceğimiz bu yazıda, Motorola'nın ölümünde rol oynayanları ve yeniden doğumuna dair umutlarımızı aktarmaya çalışacağız.

Galvin ailesinin devrilmesi, son yıllarında Motorola'nın görmüş olduğu en iyi yöneticiyi, üçüncü Galvin'i devirenlerin şirketin çöküşü üzerindeki etkisi yadsınamaz. Kurucu Galvin'in torununa geçmeden önce, Motorola'yı bildiğimiz Motorola yapan ikinci CEO'su Bob Galvin'in icraatlerine göz atmakta fayda var.

40 yılı aşkın süre Motorola bünyesinde çalışan Bob Galvin, 1959'dan 1990'a kadar firmanın başında kaldı. Göreve geldiğinde, Motorola'nın tüketici elektroniğindeki başarısına rağmen yön değiştirerek kurumsal ve kamu savunma piyasasını çekirdek faaliyet alanı belirledi. Martin Cooper, ilk cep telefonu görüşmesini onun döneminde gerçekleştirildi, Neil Armstrong'un "İnsan için küçük ama insanlık için büyük bir adım." sözleri Motorola telsiz teknolojileriyle dünyaya onun önderliğinde taşındı ve dünyanın ilk yarı iletken üreticilerinden biri Bob Galvin tarafından Arizona'da kuruldu.

Günümüzde polis telsizleri gibi kamu savunma sistemlerinde halen rakipsizliğini sürdüren Motorola, departmanları arasında oluşturduğu performansa dayalı prim sistemiyle risk almaktan korkmayan, yenilikçi bir faaliyet alanı inşa etmeyi başardı. 70 ve 80'li yıllardaki ar-ge çalışmaları, Motorola'ya cep telefonu tarihinde sayısız ilkler yaşattı ve kişisel iletişim endüstrisinin gelişmesini mümkün kılan en büyük etken oldu. Yarı iletken piyasasındaki yenilikler ise, ilk Apple Macintosh, IBM, Sun, HP marka bilgisayarların Motorola imzalı işlemcilerden gücünü almasını sağladı. Kısacası Motorola, bir telefon üreticisinden çok Six Sigma kalite kontrol sistemiyle üretimde çığır aşmış, kablosuz teknoloji ve kişisel bilgisayar sektörlerinin inşasında ustabaşılık yapmıştır. Bunun farkına varılmasıyla Motorola'nın Illinoisli Galvin'lerin büyük başarı yakalamış aile şirketinden çok daha fazlası olduğu anlaşılacaktır.

Bob Galvin emekli olduğu, şirket içerisindeki rekabetin şirkete zarar verdiği yıllarda, Motorola efsanesi duraklama devrine ulaşmıştı. Yanlış yatırımlar ve şirketin kültürünü, yenilikçi ruhunu devam ettiremeyen yöneticiler, 1994'te cep telefonu piyasasının %65'ine hakim durumdaki milyar dolarlık satış hacmiyle Motorola'yı üç yıl sonra kendi sahasında Finlandiyalı Nokia karşısındaki ilk yenilgisini tattırmışlardı. Nokia'nın sektörün çehresini değiştiren ürünleri ve teknolojilerinin etkisini bir kenara bırakırsak, Motorola'yı özünden uzaklaşmaya iten hataların başında, kişisel iletişim piyasasının geleceğini öngörememesi geliyor.

Anlog ağlardan dijital ağlara ilk geçiş yapan isim olmasına karşın kişisel iletişimde kendine macera arayan Motorola, 77 uyduluk bir uydu telefonu sistemiyle dünyanın her yerinde kablosuz iletişim kurabilmeyi mümkün kılan Iridium firmasını oluşturdu. Milyar dolarlar harcanan şirket, 1998'de resmen çalışmalarına başladıktan dokuz ay sonra battı. Bu ayıbını örtmek için şirketin en önemli parçalarından biri olan Arizona'daki yarı iletken üretim departmanı elden çıkarıldı. Bu departman, halen Freescale Semiconductor adıyla yaşamaya devam ediyor.

Motorola'ya Galvin'den başkası derman olmaz diyen söz sahibi isimler, şirkete 35 yılını veren, Paul Galvin'in torunu ve Bob Galvin'in oğlu Chris Galvin'i 1997'de CEO'luk koltuğuna getirir. Hello Moto sloganıyla akıllara kazınan yeni pazarlama anlayışı, dünya genelinde 120 milyon satan RAZR serisi ve dijitalleştirilen Six Sigma kalite kontrol sistemi, üçüncü Galvin'in imzasını taşımakta. 6 yıllık görev hayatına Motorola'yı kurtarabilecek projeler sığdıran Chris, ileri görüşlülük göstererek kısıtlı bir kadro ve kısıtlı bir süre zarfında aile şirketini biraz daha uzun yaşatmayı başarmıştı. Ancak bu husustaki en üzücü ayrıntının, RAZR serisi piyasaya sürülmeden Chris'in akılsız bir yöneticinin oyunuyla devrilmesi olduğunu belirtelim.

4 Ocak 2003'te Galvin dönemi sona erdi. Ancak aynı yılın ilk çeyreğinde Motorola, karını yaklaşık 6 kat artırdı. İkinci çeyrekte gelirler %40'ın üzerinde artış gösterdi ve şirketin karı yine çok büyük bir sıçrama yaşadı. Kendi şirketindeki %3'lük payını 750 milyon dolara satarak Motorola'yla bağını koparan Galvin ailesi, devraldığı son görevi layıkıyla yerine getirmişti. Fakat son Galvin de, yönetim ekibinin amaçsız CEO değiştirme isteği neticesinde batışı geciktirmekten öteye gidememişti.

2003'ten sonra geçici bir yükselme yaşayan Motorola'nın pozitif günleri ilk Apple iPhone ile yeniden kabusa dönüştü. Apple'ye ROKR E1'de telefon geliştirmeyi, üretmeyi öğreten Motorola, iPhone'nin şafağından bir yıl sonra birkaç yıldır Apple lehine çalışmalar yürüttüğü tespit edilen bazı üst düzey yöneticilerini ve yetenekli mühendislerini mobil cihaz tarihinin en popüler serilerinden birini, iPhone'yi güçlendirmek üzere rakibine kaptırdı. Dünyanın gördüğü en kurnaz yatırımcı olarak nitelendirilen Carl Icahn'ın şirkete sızma çabaları ve ikiye bölünme fikrini pompalaması sonucu, ayrılan mobil cihaz bölümünde Sanjay Jha dönemi başladı. Temelinde emeği bulunan iPhone'nin endüstriyi şekillendirdiği bir dönemde Motorola, ilk rekabetçi cihazını Sanjay Jha sayesinde ortaya çıkarabilmişti: Motorola DROID

Devrim niteliğinde bir cihaz olmasa da, DROID'in Verizon operatörüyle ABD'de iPhone'li AT&T karşısında elde ettiği zafer inkar edilemez. Yenilikçi ruhun kısa süreli hortlaması sonucu Google ile yakınlaşma akıllılığını gösteren Jha, Droid'i 2009'da piyasaya sürdü ve mobil cihazlara özel bir Motorola için şirketin Ocak 2011'de resmen ikiye bölünmesine boyun eğdi. Çok geçmeden o günlerin patent trolleriyle başı belada ekibi Android'in babası Andy Rubin, Sanjay Jha ile 17.000 patentlik dev Motorola mirasının satılması üzerine görüşmelere başladı. Patent mülkiyeti, beyni olmadan Motorola'nın yaşaması mümkün değildir diyen Jha'nın teklifi üzerine Andy Rubin, Motorola'yı satın alma fikrini Google'ye taşır. Ağustos 2011'de anlaşma sağlanır ve 12,5 milyar dolarlık alım resmen ilan edilir. Motorola yönetimi ve hissedarları, anlaşmayı gözü kapalı kabul eder ve 2012'nin mayısında Motorola resmen bir Google şirketidir.

Silikon Vadisi'nin yetenekleri, tecrübeli isimleri ve Google'nin taze mühendisleriyle Motorola'nın inşası vakit kaybetmeden başlar. Efsaneyi yeniden ayağa kaldırma gibi üstün bir görev üstlendiği kanısı oluşturan internet devi, bir yandan medyayı Android ekosisteminde Google donanımı devrinin başlayacağı söylentilerinden temizlemeye uğraşır, bir yandan da sonradan öğrendiğimiz üzere üretim bölümü için potansiyel alıcı avındadır.

ZTE, Huawei ve Xiaomi'nin gündeme geldiği günlerde, IBM'nin kişisel bilgisayar ve sunucu bölümlerini satın alarak uzak doğunun en büyük batı alımına imza atan Lenovo bombayı patlatır. Yaklaşık 3 milyar dolarlık bir anlaşma ile 2.000 civarında marka tescili, patent, binlerce Motorola çalışanı ve birkaç ufak tesis haricindeki tüm üretim faaliyetleri Lenovo'ya bırakılır. Can çekişen Motorola, bir teknoloji devinin kucağından diğerine transfer olur, ama çare Lenovo mudur? Bob Galvin'in ileri görüşlülüğü sayesinde Çin'in teknoloji üretiminde Japonları alt edeceğini fark etmesi Motorola gibi üretim yapmayı öğrenen Çin üretim piyasasını doğurmuştu. Bugün talebelerinin ellerinde yeniden yükselmeyi ümit eden Motorola, belki de hiçbir zaman ustalık yıllarına geri dönemeyecek; ancak hocalığını yaptığı isimler teknolojiye yön vermeye, "Motorola gibi" üretmeye devam edecek.

Not: Yazıyı oluştururken, şirket yöneticileri ve Şikago çevresinde yapılan röportajlar ile postalaşma detaylarını içermesi hasebiyle Chicago Mag eylül sayısında yayımlanan Motorola makalesinden faydalanılmıştır.



Eklenme tarihi: 30.08.2014

Haberler sayfasına dönmek için tıklayınız

Yazar: Bilal Akgündüz
twitter.com/BilalAkgunduz

Yorum Yap

Yorum Yap
* Ad - Soyad: E-Posta:
* Mesajınız: